reklamlar

haberler

manşet haberler

Personel Gazete Sağlık Personeli PersonelSaglik.NET

29 Eylül 2016 Perşembe

İşte, Lozan'ın gizli maddeleri

Lozan hakkında yaptığı çalışmalarla tanınan Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Sevtap Demirci son dönemde fısıltı olarak dile getirilen "Lozan anlaşmasının 2023'te sona ereceği" iddiasına yanıt verdi.

Demirci, "hem Türkiye'de hem İngiliz arşivlerinde benim neredeyse görmediğim belge kalmadı. Bu belgelerin hiç birisinde bu antlaşma 100 yıl sonra sona erecektir veya bir bitiş tarihi vardır diye bir şey yok" dedi.

Sarisokaklambaları isimli bloga Lozan hakkında konuşan Demirci, Lozan'la ilgili hurafelere şöyle yanıt verdi:

DOLU DOLU 5 YILIMI VERDİM, ÖYLE BİR ŞEY YOK

HEMŞİRE FORMASI


"Mesela Lozan'ın bir bitiş tarihi var mı?

- Evet ben de duyuyorum böyle şeyleri. Vallahi ben hiç vermediysem dolu dolu bir 5 yılımı verdim araştırmalarım için. Bu konuda iddialı konuşacağım, hem Türkiye'de hem İngiliz arşivlerinde benim neredeyse görmediğim belge kalmadı. HEMŞİRE FORMASI Bu belgelerin hiçbirisinde bu antlaşma 100 yıl sonra sona erecektir veya bir bitiş tarihi vardır, diye bir şey yok, ben görmedim böyle bir şey. Benim görmediğim bir belge varsa da buyursunlar getirip göstersinler

İSMET PAŞA'NIN SUÇU YOK
- Adalar konusunda İsmet Paşa çok suçlanıyor. Adaları Yunanistan'ın eline bıraktığı düşünülüyor.

- Bunu diyenler Adalar ne zaman Türkiye'nin elinden çıkmış, lütfen bir baksınlar bakalım. Adalar konusunda Türkiye zaten var olan statüyü kabul etti. Diyeceksiniz ki Adalar için hiç mücadele etmedi mi Türkler, etti. Daha fazla mücadele edemez miydi, belki edebilirdi; fakat bakın bir antlaşmada bazı şeyleri verirsiniz, karşılığında başka şeyler alırsınız. Keşke "Hepsini ben alayım." diye bir şey olsa; Musul'u da vermesek, Adalar'ı da vermesek, keşke hepsini alabilseydik. Fakat bazı şeylerden feragat etmek durumunda kalıyorsunuz. HEMŞİRE FORMASI Mesele Adalar'sa eğer, Adalar daha önceden kaybedilmişti zaten, biz bu statüyü koruduk. Mücadele etmedik mi, ettik; fakat Türkiye'nin tam bağımsızlığını tehdit eden kapitülasyonlar meselesi gibi daha önemli meseleler vardı. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyordu, bizim önceliğimiz buydu.

LOZAN'DA GİZLİ MADDE YOK
-Bu iddiaların en meşhuru da Lozan'ın gizli maddeleri. Hocam, neymiş şu gizli maddeler söyler misiniz?

- (Gülüyor) Ben açık ve net söyleyeyim Lozan'ın hiçbir gizli maddesi yok.HEMŞİRE FORMASI  Varsa da ben görmedim, bulanlar varsa bekliyorum, bize de gösterin biz de öğrenelim. Bu bir komplo teorisi olarak gözüküyor bana. Ben bu kadar belge gördüm, okudum, hiçbir gizli maddeyle karşılaşmadım, dediğim gibi bulan varsa gelsin bize de göstersin."

26 Eylül 2016 Pazartesi

Limonun Faydaları

C vitamininin bağışıklık sitemi, kalp damar sağlığı ve hastalıklardan daha çabuk kurtulmak için ne kadar önemli bir vitamin olduğunu hepimiz biliyoruz. Limonun diğer faydalarını bir kenara bıraksak bile, kabuğu soyulmuş bir adet limon yemek, günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılıyor.

Tabii bütün bir limonu olduğu gibi yemek bazılarımız için ekşi tadı nedeniyle imkansız olabilir; ancak limonu su ile karıştırarak, çayınıza ekleyerek, salatalarınızda kullanarak tüketebilirsiniz.

Limon sadece gıda olarak tüketildiğinde değil, saç ve cilt bakımında veya ağız sağlığını korumak için önerilen çeşitli bitkisel reçetelerde kullanıldığında da oldukça faydalıdır.

Limonun bir başka önemli özelliği ise bağırsakları, böbrekleri ve karaciğeri temizleyen etkisiyle vücudu serbest radikallere karşı koruması ve buna bağlı olarak görülen pek çok hastalığa yakalanma riskini düşürmesidir.
Bir Bakışta Limonun Faydaları

    Vücut sıvılarının pH değerini dengeler.
    C vitamini bakımından zengindir.
    Karaciğeri temizler.
    Bağırsakları temizler.
    Böbrek ve safra taşlarının çözülmesine yardımcı olur.
    Serbest radikallere karşı koruma sağlar.
    Beyin sağlığını korur.
    Anti bakteriyeldir.
    Antioksidandır.
    Yüksek tansiyona iyi gelir.
    Kansere karşı koruyan bileşenler içerir.
    Göz sağlığını korur.
    Kalsiyum, demir, fosfor ve diğer mineraller bakımından zengindir.
    Bakteri birikimini önleyerek ağız sağlığını korur.
    Gribe karşı vücudu güçlendirir.
    Cilt üzerinde kullanıldığında enfeksiyonu önler.
    Cilde parlaklık verir.
    Kaşıntıya iyi gelir.
    Kepeği azaltmak için kullanılabilir.
    Sindirime yardımcı olur.
 

25 Eylül 2016 Pazar

Enflasyon nedir?

Piyasaya fazla kağıt para çıkarılması haline denir. Paranın satın alma gücü azalır, eşya fiyatları yükselir.
Enflasyona, üretimin aksaması, tekelin gelişmesi, bankaların kredi hacmini genişletmesi, dış ticaret kısıntıları, vasıtalı vergilerin artırılması sebep olabilir. Fakat en çok rastlanan enflasyon sebebi, ödeme güçlükleriyle karşılaşan hükümetlerin kağıt para çıkarmalarıdır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünya çapında enflasyonlar olmuştu. Bunların en büyüğü harp borçlarını ödeyemeyen Alman hükümetinin enflasyona gidişidir.
Öyle ki bir ara her gün, hatta her saat paranın kıymeti düşmüş, birkaç lira kıymetindeki bir mala yüzbinlerce lira ödemek lazım gelmişti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ise hükümetler daha basiretli davranarak, krizlerin büyümesini önlemişlerdir. Enflasyon başlangıçta ekonomik faaliyetler üzerinde canlandırıcı bir tesir yapar. Fakat sonra verim azalır, maliyet yükselir. Devalüasyon ve takaslı alışveriş, enflasyonu daha da artırır. Bu bakımdan bugünkü ekonomi biliminde enflasyonun siyasi ve İçtimai düzeni, savaştan çok daha fazla sarsıp etkilediği kabul edilmektedir.
Enflasyonu; "ölçülen iki devre arasında reel milli gelir artışından daha fazla para arzı, artışı olması" şeklinde de tarif etmek mümkündür. Buna mukabil enflasyonu toplam arz’daki bağımsız değişmeler ile açıklayan görüşler de vardır. Ne var ki, toplam talep hesaba katılmadıkça, nihai olarak, enflasyonu açıklamanın imkanı yoktur. Toplam talepteki değişmelerin para arzındaki artışlardan bağımsız olarak meydana gelebileceğini de belirtmek gerekir.
Mesela para arzında hiçbir değişiklik olmamak kaydı ile sadece gelir dağılımının mevcut kompozisyonu değişirse toplam talepte de buna bağlı olarak bir dizi değişiklik olacağı muhakkaktır. Enflasyonun sebeplerini ekonominin arz yönünde arayan çeşitli açıklamaları, aralarındaki ayrıntı sayılabilecek farklılıklar bir yana, faktör ve mal piyasalarındaki serbest rekabetten uzak ilişkilere indirgemek mümkündür.

Hamile Hemşire Forması

Hamile Hemşire Forması Modelleri

Hemşire Formaları

Hemşire Forması İmalatı

Hemşire Forması Modelleri

Hemşire Forması Satan Yerler

Hemşire Forması Satın Al

Hemşire Forması Spariş

Tesettür Hemşire Formaları

Tesettür Hemşire Forması

Tesettür Hemşire Forması Modelleri

Ancak bu tür bağımsız maliyet artışlarına bağlı fiyat yükselişleri, talebi besleyen unsurlarla desteklenmedikçe (mesela, para arzı artışı doğacak), iktisadi durgunluğa paralel olarak eninde sonunda yavaşlamak, durmak zorundadır. Bu düşünce bazı iktisatçıları, arz (maliyet) enflasyonu diye birşey olmayacağını, nihai tahlilde her enflasyonun talep enflasyonundan ibaret sayılması gerektiğini söylemeye götürmüştür. Enflasyon ile "fiyat artışları" her zaman eş anlamlı olmayabilirler.
Her enflasyon beraberinde fiyat artışı getirir. Ancak belli bir devrede fiyat artışları olması mutlaka enflasyon var demek değildir. Enflasyon bir vetire (süreç), fiyat artışı ise bir sonuçtur. Bazı iktisatçılar tarafından, bazı fiyat artışları ile mücadelenin enflasyon ile mücadeleden farklı olduğu veya olması gerektiği savunulmuştur.
Bunlara göre fiyat artışlarındaki enflasyon dışı sebepler şunlardır
1. Reel milli gelirin düşmesi.
2. Ticaret hadlerinin ülke aleyhinde bozulması. Yani ihraç mallarının fiyatlarının ithal mallarının fiyatlarının nisbi olarak gerisinde kalması.
3. Ekonomisi tarıma dayalı ülkelerde iklim şartlarının elverişsiz gitmesiyle üretimin düşmesi. Kuraklık, sel vs.
4. Sanayi kesiminde uzun süren ve yaygın grevler olması.
5. Harp, iç harp ve büyük karışıklıklar gibi sebeplerle üretim sisteminden, buralara kaynak transferi olması.
6. Dış ticaret dengesinin bozulması sebebiyle sanayi hizmetleri ve tarım kesimlerinde girdi noksanlarının ortaya çıkması.
7.Nüfus artışı ve iç göçler dolayısıyla köy-kent nüfus dağılımının değişmesi.
Fiyat artışlarında enflasyon dışı sebepler olarak sayılan ve çoğaltılabilecek olan bu faktörler ile enflasyon arasında karşılıklı bir etki-tepki (etkileşim) ilişkisinin olduğu da şüphesizdir. Enflasyon ile karıştırılmaya müsait kavramlardan birisi de pahalılıktır. ekonomi lügatında pahalılık diye bir kavram yoktur. Geçim maliyeti vardır. Fiyat endeksleri vardır, fakat pahalılık endeksi yoktur. Pahalılık izafi bir kavramdır ve şahsın geliri ile fiyatlar arasındaki ilişkiyi verir.
Sözgelişi fiyatlar % 20 artarken şahsın geliri % 50 artıyor ise, o şahıs için hayat pahalılaşmamış ucuzlamıştır. Ancak fiyatların % 50 arttığı bir ortamda şahsın geliri % 20 artmış ise, o şahıs için hayat pahalılaşmıştır. Bir başka deyişle sadece fiyatların artması pahalılık manasına gelmediği gibi, fiyatların düşmüş olması da ucuzluk manasına gelmez. Enflasyonun, gelir dağılımını bozmak, ödemeler bilançosunu etkilemek, toplam yatırım-tasarruf hacmiyle bunların iç dağılımını değiştirmek gibi çeşitli iktisadi etkileri yanında kamu maliyesi açısından en göze batan özelliği dolaylı vergilerle taşıdığı benzerliktir.
Enflasyon vergisi kavramını bu benzerlik doğurmuştur. Enflasyon da, tıpkı vergi gibi, bazı kişilerin elinden bir kısım satın alma gücünün alınıp devlete aktarılması imkanınını vermektedir. Yine tıpkı dolaylı vergiler gibi enflasyon da vergiyi yüklenenlerce az hissedilir bir karakter taşır. Özellikle bu sonuncu husus, bazı vergilerin toplumda ciddi bir tepki uyandıracağından çekindiklerinden siyasi karar organlarının, niçin bunlar yerine enflasyoncu finansman tercihini kolaylıkla yapabildiklerini açıklayan önemli bir unsurdur. Bütün bu benzerliklere rağmen enflasyonu vergiden ayıran çok önemli bazı özellikler vardır:
1. Herşeyden önce enflasyon diğer vergilerden farklı olarak, yasama organının tasdikiyle yürürlüğe girmez.
2. Enflasyonu vergiden ayıran ikinci temel özellik, elde edilen gelirin sadece devlete gitmemesi, özel kesim ile devlet arasında bölüşümde elde edilecek pay, çeşitli unsurlara bağlı olarak değişecektir.
Enflasyonu açıklayan diğer görüşler
Enflasyonlar, genellikle talep şişkinliğinden ve maliyet masraflarının kabarmasından ileri gelebilir.
1. En çok rastlanan enflasyon tipi, talep şişkinliğidir. Harcamalar ve ihracat toplamının üretim ve ithalat tutarını aşması, talep enflasyonu belirtisidir.
2. Maliyet enflasyonları başlıca altı sebebe ilişkin olabilir:
• Dış ticaretin kısıtlanmış bir rejime bağlı bulunması ve gümrük vergilerinin aşırı derecede yüksek olması,
• Gider-istihlak-istihsal vergilerinin ağırlığı,
• Mali tekeller ve eksik rekabet şartları,
• Faiz haddinin yüksekliği,
• Toplu sözleşmelerle ücretlere yapılan zamlar,
• Devalüasyon.
Enflasyonları, hızlarına göre de sınıflandırmak mümkündür:
1. Aşırı enflasyon, daima parasal karakterli olan bir talep şişkinliğidir. Emisyonun hızla kabarması, paradan kaçış ve tüketim humması, aşırı enflasyonun özellikleridir.
2. Kronik enflasyon, yahut müzmin enflasyon, parasal karakterli olabilir veya olmayabilir. Bu tip enflasyonların özelliği, hızının mutedil fakat süresinin uzun olmasıdır.

Desenli Hemşire Formaları

Desenli Hemşire Forması

Desenli Hemşire Forması Modelleri

Erkek Hemşire Forması

Hamile Hemşire Formaları

Uzun Kollu Hemşire Formaları

Uzun Kollu Hemşire Forması

Uzun Kollu Hemşire Forması Modelleri

3. Belirsiz enflasyon veya sürünen enflasyon durumunun özelliği, fiyat yükselişlerinin yavaş bir tempo izlemesidir. Belirsiz enflasyonda, para kıymetinin bir yıldan diğerine kaydettiği düşüklüğü çok defa faiz haddi telafi edilebilir.
Enflasyonlar, iktisadi faaliyetin akışını başlıca üç yönden etkiler:
1. Gelirlerin dağılışı haksız bir değişikliğe uğrar. Halktan bir kısmının geliri, enflasyon hızından fazla ve bir kısmının geliri enflasyon hızından yavaş artar. Zengini daha varlıklı ve fakiri daha yoksul yapan bir durum hasıl olur. Satın alma gücündeki haksız değişiklikler, sosyal huzursuzluklara yol açar.
Spekülasyon kazançlarının alın teri kazancından çok daha verimli gözükmesi, aydınların psikolojisi üzerinde olumsuz etki yapar.
2. Enflasyonun prodüktivite ve kalite üzerinde zararlı tesirleri vardır. İş bulma kolaylığı ve kazançların rahatlığı, işçileri ve satıcıları kayıtsız ve müstağni davranışlara sevk eder. Kolay kazanan ve pervasız harcayan bir zümrenin türemesi, her türlü malı piyasaya sürmek fırsatını temin eder.
3. Enflasyon, dış ödemeler dengesini de sarsar. Sermayeler para kıymetinin emin ve para kirasının yüksek olduğu bölgelere açık veya gizli yollardan göç eder. Enflasyon hızı diğer ülkelerden fazla ise, ihracatın tıkandığı ve ithal mallarına rağbetin arttığı görülür. Turizm gelirinin gelişme temposu yavaşlar ve vatandaların dış seyahatlerdeki harcamaları çoğalır. 4. Enflasyon devrelerinde, sosyal gerginlikler şiddetlenir.
Enflasyonun sosyal etkileri
Enflasyon, servet ve gelir dağılımını değiştirici bir olaydır. Enflasyonda, haklı sebep olmaksızın refah ve varlık, bir sosyal tabakadan diğerine geçmektedir. Enflasyonun refahtan insanların aldıkları payı değiştirmesi, sosyal bünyede tepkilere yol açmaktadır. Enflasyon hızı, servet ve gelirlerin kayma yönü üzerinde etkili olmaktadır. Aşırı ve hızlı enflasyonlarda zekalarını ve pratik bilgilerini borsa taklitlerindeki ustalıklarıyla birleştirebilen spekülatörler, hayret uyandırabilecek büyüklükte menfaatler elde etmektedirler. Creeping (sürünen) enflasyonlar, sınai
müteşebbisleri meydana getirmektedir. Emisyonun hissedilir artışlar gösterdiği kronik enflasyonlarda, ticari aracılar ve müstehlike (tüketiciye) doğrudan doğruya mal ve hizmet arzedenler, avantajlı bir ortamdan faydalanmaktadırlar. Faiz hasılatıyle ve diğer basit karakterli gelirle yaşayanlar enflasyonların dilsiz kurbanlarıdır. Enflasyon şuurunun uyanmadığı ortamlarda, ücretler fiyatlara gecikerek intibak etmektedir. Sendikaların kuvveti ve bunaltıcı baskı yaptıkları devrelerde ise, ücretler fiyatların önüne geçmekte ve enflasyonist baskıya öncülük etmektedir.
Enflasyon temposunun hızlandırılması, spekülatif kazançları hızlandırdığı için sahne sanatkarlarına ve eğlence sanayiine kazançlı olmaktadır. Enflasyon nakdi sermayeyi tahrib etmektedir. Ancak bankalar, mevduat hacminin şişmesi dolayısıyla, nominal değer eksilişlerini fazlasıyla telafi edebilmektedir. Enflasyon devrelerinde, milli karakter temellerinden sarsılmaktadır. Manevi ve ahlaki değerler küçümsenmektedir. kumar iptilası yayılmaktadır. Keyif verici maddeler tüketimi artmaktadır. gıda şartları bozulmakta ve genel sağlık durumu sarsılmaktadır. Yolsuzluklar çoğalmaktadır. Memurların rüşvet aldıklarına dair söylentiler fazlalaşmaktadır. Polis vak’aları, trafik kazaları ve boşanmalar yoğunlaşmaktadır.
Uzun süreli kronik enflasyonlar, öğretmenlerin sosyal statülerini ve geçim şartlarını geriletmektedir. Böylece yeni neslin kültür seviyesi düşmekte ve gençler dejenere akımlara kolaylıkla sürüklenmektedir. Dejenere çocukların oranı, enflasyondan iktisaden yararlanmış ailelerde daha yüksek olmaktadır. Einaudi ve Spitzmüller gibi iktisatçılar enflasyonun topluma bozgunla sonuçlanmış bir savaştan daha pahalıya mal olduğunu söylemişlerdir.
Aşırı enflasyon (Hyperinflation)

Hemşire Forması

Bayan Hemşire Forması

Biyeli Hemşire Formaları

Biyeli Hemşire Forması

Biyeli Hemşire Forması Modelleri

Bu durumda para değeri baş döndürücü hızla düşer. 1920 Almanya, 1921 Avusturya, 1921 Rusya, 1922 Macaristan, 1922 Polonya, 1943 Yunanistan, 1945 Macaristan enflasyonları bu husustaki en aşırı örnekleri teşkil eder. Daha yakın yıllarda çeşitli ülkelerde, özellikle Güney Amerika’da rastlanan enflasyonlar, bu örneklerin boyutlarına ulaşmasalar dahi, enflasyonu ılımlı ölçüde tutabilmenin ne kadar güç olduğunu ve fiyat artışları vetiresinin nasıl kolayca dejenere olacağını göstermek bakımından ibret vericidir.
Büyük Alman enflasyonunda para değerinin düşme hızına tanınmış istatistikçi Ernst Wegemann şu örneği vermiştir: "Bir milyon markı olan bir şahıs, 1920’de fabrika alabilirdi. 1921’de aynı para bir köşk almaya yetiyordu. Bir milyon, 1922’de bir otomobil fiyatı idi. 1923’ün ilk yarısında bir milyona ancak bir kat elbise diktirebilirdi. 1923’ün ikinci yarısında ise, bir milyon mark sadece bir tomar basılı kağıt olmaktan başka bir değer taşımıyordu."
Aşırı enflasyonlar, daima parasal karakterlidir. Para kıymetinin düşmesi banknot ve kredi hacmindeki kontrolsuz ve sınırsız şişmeden ileri gelir. Bu tip enflasyonlar, para değerinin kısa sürede sıfıra yaklaşmasıyla veya inmesiyle sonuçlanabilir. Para aşırı enflasyonlarda, kıymet ölçüsü ve tasarruf aleti olmak niteliğini kaybeder, banknotların mübadele aracı olarak gördükleri hizmet de, ciddi suratte aksar. Alış veriş, trampa usulü ile yapılmaya başlar. Mukavelelerde altın kayda konulması, yaygın tatbikat halini alır. Çeşitli kurumlar yardımcı paralar çıkartmaya koyulurlar. Büyük Alman enflasyonunda çıkartılan yardımcı paraların sayısı iki bini aşmıştır.
Aşırı enflasyonlarda, para önünden kaçış denilen olayla kaşılaşılır. Reel kıymetlere talep hücum derecesini bulur. Fiyat endeksleri, astronomik rakamlara erişir. Nakdi tasarrufun değeri sıfıra inmeye yüz tutar. Marjinal tüketim eğilimi azami derecesine yaklaşır ve erişir. İhracat tıkanır. Servet ve gelirlerin bölünüşü değişir. Süratli servet yapan ve enflasyon zenginleri denilen bir tabaka belirir. Gelirlerin büyük kısmı, sayılı ellerde toplanır.
Müşahedeler, aşırı enflasyonlarda siyasi ve sosyal huzursuzlukların arttığını ve ortalıkta bir spekülasyon hummasının hüküm sürdüğünü ortaya koymaktadır. Aşırı enflasyonun sosyal bünyede yaptığı tahribat büyüktür. Ahlak seviyesi sarsılır. aile bağları gevşer. Boşanma ve suç istatistikleri yükselir. Sosyal değer yargıları an’anevi ölçülerden ayrılır. Siyasi huzursuzluklar şiddetlenir. Aşırı cereyanlar kuvvet kazanır. Büyük Alman enflasyonunu inceleyerek iktisat ilmine önemli katkılarda bulunan ilim adamları arasında bilhassa Constantino, Bresciani, Turroni ve Albert Aftalion zikredilebilir.
Alman enflasyonu
1919-1923 arasında Almanya’da para değerinin şiddetli iktisadi ve sosyal sarsıntılar doğurarak aklın almayacağı surette düşmesi olayıdır. Almanya Birinci Dünya Savaşı masraflarının bir kısmını, çıkardığı hazine bonolarına karşılık Reichsbank’tan aldığı kredilerle finanse etmişti. Bu finansman usulü 1914-18 arasında tedavüldeki banknot miktarının ve fiyatların artmasına yol açmıştı. Harpten sonra Almanya’nın ödemeye mecbur kaldığı muazzam harp tazminatı ve yenilgiyle ilgili diğer çeşitli masraflar yine kısmen Reichsbank’a başvurulmak suretiyle karşılanmıştı.
Dolayısıyla tedavüldeki kağıt paranın ve fiyatların artışı hızlanarak devam etmişti. Bir müddet sonra da, bu hareket kendiliğinden şiddetlenmeye başlamıştı. Gerçekten bir yandan vergi hasılatı, fiyat yükselişleri, dolayısıyla kabaran devlet masraflarının gittikçe gerisinde kalmış ve bundan tedavülü yeniden genişletmek lüzumu doğmuştu. Öte yandan fiyatların günden güne (hatta sonraları saatten saate) yükselmesi karşısında mark’a güvenini tamamıyla kaybeden halk, elindeki parayı derhal mala çevirmeğe bakmış ve böylece paranın tedavül sürati durmadan artmıştır. Ruhr havzasının 1923 başında Fransız ordusu tarafından işgalinden sonra hareket başdöndürücü bir hız kazanmıştı.
Harpten evvel 4.2 mark olan dolar, 30 Kasım 1923’de 4.2 trilyona çıkmıştı. Enflasyon, başlangıçta üretimin artmasına engel olmamıştı. Fakat hızlandırıcı, mütedavil sermayeleri eritmek, gelecek için herhangi bir hesap yapma imkanını ortadan kaldırmak ve kredi mal teminini güçleştirmek suretiyle istihsali aksatmıştı. Üretim endeksi (1913= 100) 1921’de 77, 1922’de 86’ya çıkmışken, 1923’te 54’te düşmüştür. Ayrıca bütün borçluların (bu arada en büyük borçlu olan devletin) borçları fiilen silinmişti. Buna karşılık alacakların, marka yatırılmış olan paraların, bütün tasarrufların değeri sıfıra inmişti.
Bu sonuncu olay da orta sınıfları kökünden sarsmıştı. Tasarruf eğilimini zayıflatmak, israf ve spekülasyon eğilimlerini kuvvetlendirmek suretiyle Alman enflasyonunun pek kötü ahlaki etkileri de olmuştur. 1923 sonunda Rentenbank adlı bir banka kurulmuş ve buna, bütün Alman taşınmaz malları üzerinde tesis edilecek ipotek, ticari ve sınai müesseselerin altınla ödenecek tahvilatı karşılığında, Rentenmark adlı değeri 1 trilyon kağıt mark olarak tespit edilen yeni bir para çıkarmak yetkisi verilmiştir.
Reichsbank’ın hükümete ve iş alemine vereceği krediler sıkı bir surette sınırlandırıldığından, Rentenmark tedricen halkın güvenini kazanmış ve para yeniden istikrara kavuşmuştur. Bir müdet sonra Rentenbank tedavülden kaldırılmıştır. Banknot ihraç hakkı çeşitli kayıtlar altında, tekrar Reichsbank’a verilmiştir. Rentenmark’ın yerini yine Reichsmark almıştır. Alman enflasyonunun nasıl bu derece şumullenebildiği çok münakaşa edilen bir meseledir. Alman hükümetinin, borçlarından kurtulmak ve harp tazminatını ödeyemeyeceğini ortaya koymak amacıyla, enflasyonu bilerek frenlemediğini iddia edenler vardır.
Enflasyon ne demek? (Ekonomi)
(Inflation) Önemli bir ekonomik istikrarsızlık şekli. Fiyatlar genel düzeyinin sürekli biçimde ve önemli oranlarda artması ve dolayısıyla paranın satmalma gücünü yitirmesi şeklinde tanımlanabilir. Enflasyon, nedenlerine göre genellikle maliyet enflasyonu ve talep enflasyonu diye ikiye ayrılır. Birinci yaklaşım enflasyonu üretim maliyetlerindeki yükselmelerle açıklamaya çalışır. Örneğin bir ham madde fiyatındaki artış maliyetleri, maliyetlerdeki artış da fiyatları yükseltir. Diğer yandan fiyatlardaki yükselme işçilerin reel gelirini düşürerek ücretlerin artırılmasına yol açar, yüksek ücretler de yeniden maliyetleri ve fiyatları yukarı doğru iter.
Böylece bu yaklaşıma göre, maliyet faktörlerinden birisinin fiyatındaki yükselme bir ücret - fiyat çekişmesine, dolayısıyla da enflasyona yol açar. i kinci yaklaşımda ise ekonominin tam çalışma düzeyinde veya ona yakın bir durumda bulunduğu sırada toplam talebin mal ve hizmet arzını aşacak biçimde genişlemesi üzerinde durulur. Ekonomide atıl kapasite bulunduğu bir durumda (Bkz. Eksik İstihdam) toplam harcamalar artırılırsa reel üretim artar ve ekonomi tam çalışma düzeyine doğru gelişir. Ancak tam çalışma düzeyinden sonraki talep genişlemesi reel üretimi değil milli gelirin parasal ifadesini yani fiyatlar genel düzeyini artırır.
Bu açıklamalar Keynes’in Milli Gelir Modeline dayanmaktadır. Bununla birlikte, az gelişmiş ülkelerdeki, üretim artışını engelleyen çeşitli darboğazlar dolayısıyla (döviz yetersizlikleri, teknik eleman yoklukları, sermaye kıtlığı, v.s. gibi) ekonomi, eksik istihdam içinde bulunduğu sırada da talep artışları reel üretimi değil, fiyatlar genel seviyesini artırabilir. Birçok ülkede talep artışı doğuran nedenler arasında, geniş kamu harcamalarına girişilmesi ve vergi gelirlerinin sınırlı olması dolayısıyla bu harcamaların merkez bankasının karşılıksız para basması (Bkz. Emisyon) veya iç borçlanma ile finanse edilmesi önemli bir yer tutar.
Ülkemizde de bütçe Açıklan enflasyonun başlıca nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Enflasyon ekonomik bakımdan olduğu kadar sosyal ve siyasal etkileri bakımından da arzulanmayan bir olaydır. Paranın reel değerini düşürerek tasarrufları caydırır, harcamaları özendirir ve paradan kaçış olayına neden olur. Verimli yatırımların yapılmasını da engeller. Üretim çeşitli darboğazlarla karşı karşıya olduğu için iş adamları, verimli alanlara değil, gayrimenkul, altın, döviz gibi alanlara yatırımı daha karlı ve kolay bulurlar. Enflasyonun doğurduğu yüksek talep ithalatı artırırken ihracatı caydırır, dolayısıyla dış açıkları büyültücü etki yapar.
Enflasyon gelir dağılımındaki dengesizlikleri büsbütün artırır. Belirli sınıflar, sattıkları veya ürettikleri malların fiyatlarında sürekli ayarlamalar yaparak enflasyonun olumsuz etkilerinden korunmaya veya bundan yarar sağlamaya çalışırlar. Oysa maaşlılar, ücretliler, emekli, dul ve yetim aylığı alanlar gibi sabit gelirliler, maaşlarında her zaman ayarlama yapmak olanağına sahip olmadıkları için, enflasyondan büyük reel gelir kayıplarına uğrarlar. Enflasyonu önlemek için toplam talebi kısmaya yönelik daraltıcı para politikası vemaliye politikası yanında üretimi artırmaya, maliyetlerdeki artışları önlemeye yönelik politikalar izlemek gerekir.

Bu arada döviz arzının bollaşması, ithal malı ara malları, ham madde ve zaruri gıda maddeleri arzını artırarak iç fiyat artışlarını engelleyici etkide bulunur. Bu konuda devletin, giderlerini emisyon yoluyla değil, vergi gelirlerini artırarak karşılamaya çalışması ve açık bütçeden kaçınılması da büyük önem taşır. Kuşkusuz burada söz konusu olan şiddetli fiyat artışlarıdır. Yoksa her ekonominin kendi koşullarına göre değişebilen makul düzeylerdeki enflasyon oranlarının ekonomiyi canlandırıcı etkilerde bulunacağı genellikle kabul edilmektedir (Bkz. Keynes Ekonomisi, Enflasyonist Açık, Stagflasyon).
Sözlükte "enflasyon" ne demek?
1. Dolanımdaki para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesinden ortaya çıkan ve fiyatların toptan yükselişi, para değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik parasal süreç, paraşişkinliği.
2. Pahalılık, hayat pahalılığı.
3. Gereğinden fazla artış, şişkinlik.
Cümle içinde kullanımı
Esnaf, enflasyonun acısını fiyatları insafsızca artırarak çıkarıyor.
- H. Taner
Enflasyon kelimesinin ingilizcesi
adj. inflationary
n. inflation
Köken: Fransızca

Doğum Günü Hikayesi

Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan fırıncı:

“Biraz bekleyeceksin ağabeyciğim. İki üç dakikaya kadar çıkarıyorum,” dedi.

Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu.

Selam verdikten sonra, fırıncının tezgâhına yaklaşarak:

“Ekmeklerimi alayım! Benim ikizler acıkmıştır,” dedi.

Fırıncı, adamın kendisine uzattığı torbayı alarak tezgâhın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden 4-5 tane çıkardı.

Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgâhın yanma iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu. Fırıncıya sordum:

“Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak dedin ya!”

“Bayat ekmekleri kendisi istiyor. Çok fakir bir adam. Ona bayat ekmekleri yarı fiyatına veriyorum.”

“Kim bu adam?”
haber  hemşire forması  sağlık personel hemşire terligi  meb personeli  öğretmen önlüğü  medi haber  doktor önlüğü  kpss sabo terlik 

“Kendisi Kore gazilerinden. Oğluyla gelini bir trafik kazasında vefat edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşı var.”

Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordum. Fırıncıya yavaşça dedim ki:

“Aradaki farkı ben vereyim. Hiç olmazsa bugün taze ekmek yesinler.”

Fırıncı, teklifimi kabul etti. Biraz sonra da fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına doldururken, şekli bozuk, bayat ekmekleri de tezgâhın altına koyarken ihtiyara takıldı:

EBA  E OKUL  

“Bugün çok şanslısın amca. Çocuklar için sana pasta gibi ekmek vereceğim.”

Yaşlı adam, bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne bastırarak kapıdan çıkarken bana döndü ve dedi ki:

“Allah, senden razı olsun evladım. Bugün onların doğum günüydü…”

 Alıntı

Hatay'da sağlık alanında neler yaşanıyor?

Sağlık alanında yöneticilerin özel kuruluş sahibi ve ortağı olmasının önemli sorunlar yaşanmasına neden olduğunu belirten Şube Başkanı Gönç, konu hakkında yaptığı yazılı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Kapıdan kovup, pencereden ve hatta bacadan girmek isteyenler var. Bir Milli Eğitim Müdürünün Özel Okulu olamayacağı gibi bir Başhekim ya da Genel Sekreterin de Özel Sağlık merkezine ortak olmamalı diye düşünüyorum. Ancak Türkiye'de sadece Hatay ilimizde Sağlık Yöneticilerinin özel sağlık merkezleri bulunmaktadır" dedi.

Gönç, açıklamasının devamında ise şu ifadelere yer verdi: "Hatta 3 diyaliz merkezinin yüzde 40 hissesine sahip olan ve milletvekili olma uğruna makamlarını kullanan Özel Hastanede şu an Hekimlik yapan bir doktor ilimizde ki 750 yataklı Hatay Devlet Hastanesine Bashekim olacakmış. Sonuç itibariyle kare tamamlanmış olacak. Diyaliz Merkezlerinin ortakları; Genel Sekreter (İki Doktor kaynı FETÖ' den açığa alınan) Dr. Ömer Akın, Başhekim Yardımcısı (FETÖ'den soruşturma geçiren) Dr. Süleyman Sökmen,  eski Mali Hizmetler Başkanı  (FETÖ'den soruşturma geçiren) ve şu anda yeni hastanenin açılışından sorumlu hekim Dr. Mahmut Bayrakçıoglu ve yüzde 40 hissesi olan şu an özel hastanede çalışan büyük ortak Dr. Mustafa Erdoğan'ın yeni devlet hastanesine Başhekim olmasıyla düzen kurulmuş oldu" dedi.

 

Gönç, "bu kişilerin özel diyaliz merkezi olabilir, hatta hastalar özel diyaliz merkezini de tercih edebilir" diyerek, "Bunlar problem değil, ancak asıl problem zamanında hastanedeki Nefroloji Uzmanı para karşılığında hasta gönderme anlaşması vardı.  Daha da önemlisi bu hastaların acil hemodiyaliz endikasyonu olmadığı halde erkenden diyalize alınması ve insanların yaşam ömrünü kısaltmaları problemi. Bu duruma engel olmaya çalışan mevcut Başhekime verilen cevap ha 6 ay önce ölmüş ha 6 ay sonra olmuştur.  Bu şekilde acil diyalize alınmaya karar verilen ve Başhekimin haberi olması üzerine diğer Nefroloji Uzmanına devredilen hasta aradan bir buçuk yıl geçmesine rağmen hala hemodiyaliz almamıştır. Bütün bu durumlara engel olduğu için mevcut Başhekim istenmiyor.

Şu anki Başhekim Dr. Bayram Kerkez 11 yıl başarıyla Sağlık Müdürlüğü görevini yürüttü. Sağlık sorunlarından dolayı kendi isteğiyle istifa etti. Genel Sekreter Ömer Akın Antakya Devlet Hastanesi Başhekimiyken döner sermaye dağıtılamaz duruma gelmişti. O dönemde Sağlık-Sen olarak bordo yakma eylemi yaptık. Hastane E sınıfındayken şu an A sınıfına geldi. Aylık bütçe 5 trilyonken şu an 10 trilyona yükseldi. Çok başarılı Başhekimimiz var. Kamuoyuna Saygıyla Sunulur" ifadelerini kullandı.

                                                                                                              

 

23 Eylül 2016 Cuma


Enişteden çocuk yaştaki baldızına cinsel istismar

Aydın'da bir iş yerinde usta olarak çalışan 27 yaşlarındaki şahıs 18 yaşından küçük baldızı ile birlikte olduğu gerekçesi ile gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şahıs tutuklanırken Savcılık olayla ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi talimatı verdi. Yılmaz Otomotiv Karabük

GÖZALTINA ALINDI

Olay Aydın Köşk ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Köşk ilçesinde yaşayan M.D. isimli şahıs 18 yaşından küçük İ.N.K. isimli baldızının şikayeti üzerine cinsel istismar suçlaması ile gözaltına alındı. TEFBİS YÖNETİCİ & ÖĞRETMEN TEFBİS GİRİŞ EKRANI

ÇEVRESİNDEKİLER HİÇ BEKLEMİYORDU

Çevresinde oldukça sakin ve işinde gücünde biri olarak bilinen M.D.'nin hakkındaki iddia duyanları şaşırtırken İ.N.K. isimli baldızı güvenlik güçlerine yaptığı şikayette yaklaşık 1 yıldır M.D. isimli eniştesi ile birlikte yaşadıklarını ileri sürdüğü öğrenildi. Suçlamaları kabul etmeyen M.D. tutuklanırken olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi. EBA Öğretmen Öğrenci Girişi EBA GİRİŞ EKRANI Eba Kurs

AYM, sözleşmeli öğretmenliği iptal eder

Bilindiği üzere, sözleşmeli öğretmen alımı ve sözleşmeli öğretmen alımında

mülakat uygulaması, bir Ohal KHK'sı olan 668 sayılı KHK ile yürürlüğe konulmuştur.

Tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin, E. 1990/25 ve E. 1991/6 tarihli kararlarında, Ohal KHK'ları

incelemesi yapılmıştır.

Mahkeme heyeti söz konusu kararlarını, beşe karşı altı oyla almış olmasına

rağmen, neredeyse tüm üyeler, yürürlüğe konulan düzenlemelerin "olağanüstü

halin gerekli kıldığı konular" kapsamında olması gerektiği konusunda mutabıktır.

Şu açıktırki, sözleşmeli öğretmenlik düzenlemesi, olağanüstü halin gerektirdiği

konulardan birisi değildir.

Zira mesele öncelikli olarak Devletin menfaatlerine aykırı davranacak kişilerin

kamuya alınmaması ise MİT veya Emniyet tarafından yapılacak bir arşiv araştırması

ve güvenlik soruşturması, MEB'in illerde memurlardan oluşturacağı 3 kişilik

bir komisyondan daha iyi sonuçlar verecektir.

Bu bağlamda, Mecliste tartışılarak ele alınması gereken bir konunun, olağanüstü

hal KHK'sı içinde ele alınması mümkün görünmemektedir.

 

memurlar.net

Haberdata.com Güncel Son Dakika Haberleri